Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı
Hüseyin Gazi binse gelse atına İnan olmaz çarkı felek zatına
Hz. Ali Hacı Bektaş-ı Veli Atatürk
Baba İlyas

Bu içerik 10 Aralık 2011 00:00 tarihinde eklendi ve 9.257 kez gösterildi

Makaleler Anasayfa | Gülağ ÖZ | Ali YILDIRIM |

BABA İLYAS

Türklerin Anadolu ve Horasan tarihinde büyük yeri olan bu pir Sel­çuklu Anadolu tarihi içerisinde adı belki de Alaaddin Keykubat kadar çok anılır. Bir Horasan Ermişi olarak Anadolu topraklarına ayak bas­masıyla birlikte, Anadolu’nun kırsal kesimi olan Türkmenlerin arasın­da kendisini bulur. Yaşamı sıradan bir insan gibidir. Kerametleri bil­gisi, becerisi, yöneticiliği, kıvrak zekasıyla kısa sürede ününü Anado­lu’nun dışına taşırmayı başarır. Bu ün onu insanüstü göstermez. Aksi­ne o insanların arasına daha da çok karışır. Yeri gelir bir çiftçi, yeri ge­lir, köyün dedesi, öğretmeni, velisi, çobanı olur. Herkes ona dertlerini danışmaya, sorunlarını tartışmaya gelir. Türkmenler için bir umuttur Ba­ba İlyas.

Gerçek adı Ebul Baka Şeyh Baba İlyas bin Ali olarak bilinir. Hora­san’da doğmuş, Moğol istilasıyla binlerce talipiyle birlikte Anadolu topraklarını mesken tutmuştur. Horasan Okulu’nun önemli bilim adam­larından birisidir. Sultanlarla birlikte Konya’ya yerleşip, rahat bir ya­şam sağlamasını onuruna yedirmemiş, Yesevi’den ve Ebul Vefa’dan al­dığı terbiye onu halkının arasında yaşatmaya, gelenek ve görenekleri­ni de sürdürmeye itmiştir.

Tarihi kaynaklar Baba İlyas’ın yaşamıyla ilgili Horasan bölümünde yeteri kadar bilgi verememektedir. Ancak bu büyük Şeyh’in Babailer İsyanı’nın lideri olduğu dönemden sonrasını bütün eylemleri ve öldü­rülüşünü ayrıntılı olarak vermektedir.

Araştırmacılar ve Selçuklu-Osmanlı Tarih yazıcıları Baba İlyas ile Baba İshak adlı iki piri birbirlerine karıştırmaktadırlar. İbni Bibi, her iki kişiyi de; hem Amasya’da oturan Baba İlyas’ı hem de Kefersut’ta oturan Baba İshak’ı aynı kişi gibi göstermiş olsa da sonradan elde edi­len kaynaklar her ikisinin ayrı kişilik olduğunu ortaya koymuştur. An­cak Baba İlyas’ın torunlarından Elvan Çelebi yazdığı eserinde Baba İs­hak’ı dedesinin en güvenilir halifesi olarak tarihe kaydetmiştir. Yine Elvan Çelebi’nin Baba İlyas’la ilgili verdiği bilgiler en sağlıklı bilgiler olarak değerlendirilmektedir. 0 dedesinin Amasya yaşamını şöyle bil­dirir:

Baba İlyas’ın Horasan’dan Anadolu’ya gelişi Dede Kargın aracılı­ğıyla olmuş ve gelişte Amasya’nın Çat Köyü’ ne yerleşmiş, Çat Köyün­de kendisine bir zaviye açarak, burasını bir okul gibi kullanmıştır. Sul­tan Alaaddin Keykubat’ın ziyaret için Çat Köyüne geldiğini yine Elvan Çelebi yinelemektedir. Burada bulunan zaviyesi zamanla insanlardan dolup taşmıştır. Şeyhi ziyarete gelenler Anadolu’nun çeşitli bölgeler­den kimselerdir.

Baba İlyas, sonraları “Babailik” adı verilen Batinilik’le bağlantı­lı, Ali’nin kişiliğinden esinlenen bir ölçüdür. Anadolu’da Aleviliğin ge­lişmesinde, yayılmasında Alevi kuruluşlarının doğmasına etkinlik gös­termiştir.”[1]

Yine İ. Zeki Eyüboğlu Yesevinin dervişi gibi gösterilmesinden pek hoşnut olmuyor, Yesevi’yi Sünni gösterip, Baba İlyas’ı Aleviliğinin baştaki pirlerinden sayarak iki ucunu ayırmayı öne çıkartıyor. Tıpkı Fuat Köprülü’nün Ahmet Yesevi’yi önçe Sünni gösterip, elde ettiği bul­gulardan sonra Hacı Bektaş Veli’nin piri olduğu, Bektaşiliği ve Alevi­liğin kaynağı olduğunu söylemesi gibi.  Eyüboğlu da Yesevi’yi Sünni göstermektedir.

Baba İlyas’ı Horasan pirlerinden ve Yesevi ile ilgili sayarsak fikir­lerinin Yesevi düşüncesine yakın olduğunu görürüz. Zaten İ. Zeki Eyü­boğlu’da “Baba İlyas’ın düşünceleri Şamanlıkla Anadolu’da gelişen ilkçağ kökenli inançlarla yoğrulmuş bir birikimdir.”[2]

Baba İlyas Horasan tasavvufunu ve özellikle de Şamanist gelenekten etkilenen bir tasavvufu Anadolu topraklarına taşımış ve bu topraklarda Aleviliğin tohumlanmasına ve yeşermesine neden olmuştur. Yine İ. Zeki Eyüboğlu’ndan sürdürelim “Yeryüzünde şeriat değil Ali’nin yolun­dan gidenlerin benimsedikleri ilkeler uygulanmalıdır. Şeriat insanın özünün kavranmasını engeller. İnsanı bir kul bir sömürü aracı haline getirir.”[3]

Yazarın, Baba İlyas’la ilgili bu değerlendirmesine katılmamak ola­naksızdır. Zaten Alevi kültürünün temelini oluşturan da bu görüştür. Bu düşünceler Baba İlyas sonrası Hacı Bektaş dönemlerinde ve daha “‘sonrasında da yeniliklere uğrayarak ve etkileşimlerini sürdürerek bu­günkü Aleviliği doğurmuştur.

Baba İlyas’ı iki kaynakta değerlendiririz. Birincisi, Horasan tasav­vufu’nu Anadolu’ya taşıması, bu doğrultuda tekkeler (Okullar) açarak bir yığın talip yetiştirmesi, daha özlü bir söylemle, teorik önder duru­munda olması. İkincisi, bir konumda da bir kitleye eylemsel öncülük yapmasıdır. Baba İlyas’ın 1239’da 11. Gıyasettin Keyhüsrev zamanın­da Anadolu’da başlattığı eylem, Anadolu Türk tarihinin ilk eylemidir. Çetin Yetkin’in deyimiyle “Babai İsyanı emperyalizme karşı Anado­lu’da yapılan ilk ihtilaldir.”[4]

Baba İlyas’ın Anadolu’da başlattığı bu eylem çizgisi, haksızlığa, soyguna, talana, kültür emperyalizmine, Arap-Fars kültürüne karşı ilk eylemsel ve toplumsal başkaldırı olmuştur. Bu isyanın nedenlerini ve koşullarını İslamiyet-Türkler ve Alevilik adlı kitabımızda anlatmıştık. Bu bölümde salt Babai önderlerinin kimlikleri ve felsefesi üzerinde durmaktayız.

Biz yine Baba İlyas’ın ilişkilerine dönelim. Baba İlyas’ın torunla­rından Elvan Çelebi, dedesini Dede Kargınla birlikte Elbistan’a oradan dört yüz halifesiyle birlikte Amasya’ya geldiğini belirtmektedir. Dede Kargın Şeyhin önemli halifelerinden birisidir.

A. Yaşar Ocak, Baba İlyas ile Dede Kargın olayı konusunda şunları söylemektedir: “Baba İlyas’ın Dede Kargın ile daha önceden bu arada olduğu, Anadolu’ya beraber geldikleri anlaşılır. Belki de onlar Harizem Türkleri ile birlikte gelmişler ve Elbistan dolaylarına yerleşmişlerdi. Her halükarda bu konuda kesin bir fikir ortaya koymak şimdilik mümkün görünmüyor. Ancak Dede Kargın’ın X1II. yy ın ilk yarısında yaşayan bir Türkmen babası olduğu hususu kesindir. 0 halde Baba İlyas’ın Çat Köyüne gelmeden evvel Elbistan’da bulunduğu itidlal olunabilir.”[5]

Baba İlyas’ın torunlarından olan Osmanlı tarihçisi Aşıkpaşaoğlu kendi soy kütüğünü verirken Baba İlyas’la ilgili şunları söylemektedir. “Ben ki fakir Derviş Ahmet Aşiki’yim. Babam Şeyh Yahya, Baba­mın babası Şeyh Selman onun babası Aşık Paşa, Onun babası Muhlis Paşa. onun babası da zamanın kutbu Baba İlyas’tır ki, Seyyid Ebül Vefa’nın halifesidir.”[6]

Baba İlyas’ın Ebül Vefa Halifelerinden olduğunu çoğu kaynak ver­mektedir. Bazı kaynaklar ise Yesevi tarikatından olduğunu belirtmek­tedir. Bizim kanımız Baba İlyas’ın hem Ebul Vefa hem de Yesevi’nin et­kilerini taşıdığı yönündedir. Çünkü Horasan tarikatı hep birbirlerinden etkilenmektedir. Özellikle seyitlik sicilleri aynı olan pirlerin birbirle­rinden etkilenmeleri mümkün değildir. Hem Ebiil Vefa hem de Yesevi Seyit olarak bilinmekte olduğuna göre bunları ayrı flkirlerdenmiş gibi göstermek gerçeğe ters düşmektedir.

Baba İlyas’ın düşünceleri zamanla Bektaşi tarikatı içinde erimiş, Bektaşilikte bütünleşmiş olsa da Anadolu fikir yaşamının temellerinde hep Babailer’in harcı vardır. Şeyh Bedrettinin düşüncelerinin özü de Baba İlyas’ın düşüncelerinden kaynaklanmıştır.

Biz Baba İlyas’ı Anadolu’yu mekan tutmuş Horasan Erenlerinden en başı ve ilki sayıyoruz. Ondan sonraki Erenlerin hepsinin fikirlerinin mayasında Baba İlyas vardır.

Kefersut’lu Baba İshak için ayrı bir bölüm açma yerine onu Baba İlyas’la birlikte anmakta yarar vardır. Çünkü Baba İshak’ın piri Baba İl­yas gibi Baba İshak’ında doğumu ve geçmişi konusunda yeterli bilgi yoktur. Onunla ilgili bilgiler Babailer eylemi çerçevesinin dışında bu­lunmamaktadır. Ancak Baba İlyas’ın yardımcısı ve en güvenilir halife­lerinden birisidir. Babailer isyanının pratik önderi olan Baba İshak to­parlayıcı, birleştirici, eylemci olarak, Baba İlyas’ın her olayda fikirleri, payı ve haberi vardır. Babailer eyleminin en başındaki bir eylem ada­mı olmasının yanında kutsal bir kişilik olarak da var olmuştur. Öldürülmesinin ardından talipleri onun öldürülmediğini ileri sürmüş, aynen İsa’da olduğu gibi tanrıya kavuşmuş, tanrısallaştırılmıştır. Hatta bazı ta­lipleri onun peygamberliğini de ileri sürerek ona göre davranmışlardır.

Babailer İsyanını Anadolu’nun bir ucundan bir ucuna uzun bir yürüyüş olarak götüren Baba İshak, Baba İlyas’ın kuşatılıp, öldürülmesinin ar­dından, pirinin öcünü almak için Amasya’ya yürürse de Selçuklunun paralı askerleri tarafından aynı tarihte ortadan kaldırılır. 1239.

Her iki pir için verilecek en büyük yargı kanımca şu görüşlerde bir­leşiyor: “Babai İsyanı ‘nın asıl yönetici kadrosunun, Baba İlyas’ın ken­disi ve halifesi Baba İshak başta olmak üzere Vefaiyye tarikatı men­suplarından müteşekkül olduğunu söylemek gerekiyor.”[7]

 


[1] EYÜPOĞLU, İ.Zeki, Abdal Musa, s.95

[2] Age.s.96

[3] Age.97

[4] YETKİN, Çetin; Türk Halk Hareketleri ve Devrimleri, Babailer bölümü

[5] OCAK, A.Yaşar ; Babailer İsyanı s.93,94

[6] Aşık Paşaoğlu Tarihi, N.Atsız çevirisi s.11, Kültür Bak.yay.

[7] OCAK, A.Yaşar; Babailer İsyanı, dergah Yayınları s.74-75

YORUMLAR (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleleri
Balkanlarda Bektaşilik

Gülağ ÖZ 10 Nisan 2017 01:01

Balkanlarda Bektaşilik

Balkan coğrafyası Osmanlı açısından nasıl önemliyse bugüne baktığımızda Alevi Bektaşilik açısından önemi ve etkisi görülmektedir.

SEYYİT BATTAL GAZİ

Gülağ ÖZ 22 Mart 2017 00:00

SEYYİT BATTAL GAZİ

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Gülağ ÖZ 07 Ocak 2017 01:01

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Asırlardır dünyamızı aydınlatan,insanımızın usundan çıkmayan Ahmet Yesevi; bugün Anadolu Türkünün içinde yaşayan bir bilge kişidir.

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

Gülağ ÖZ 05 Ocak 2017 00:00

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

DÜŞKÜNLÜK

Gülağ ÖZ 28 Mart 2012 00:00

DÜŞKÜNLÜK

ALEVİ AYDINI OLMAK

Ali YILDIRIM 29 Şubat 2012 00:00

ALEVİ AYDINI OLMAK

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK  ZİYARET  YERLERİ VE OCAKLAR

Gülağ ÖZ 25 Şubat 2012 00:00

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK ZİYARET YERLERİ VE OCAKLAR

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Düğün değil bayram değil...

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Düğün değil bayram değil...

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri