Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı
Hüseyin Gazi binse gelse atına İnan olmaz çarkı felek zatına
Hz. Ali Hacı Bektaş-ı Veli Atatürk
Hıdır Abdal Sultan

Bu içerik 10 Aralık 2011 00:00 tarihinde eklendi ve 5.023 kez gösterildi

Makaleler Anasayfa | Gülağ ÖZ | Ali YILDIRIM |

HIDIR ABDAL SULTAN

Yazan : Gülağ Öz (Anadolu Erenleri adlı kitabından)

Ey gafiller, duyun idrak eyleyin

Hıdır Abdal gibi er var Ocak’ta

Nedir, dağda, taşta dolanırsınız

Hıdır Abdal gibi er var Ocak’ta

 

Ocak dedikleri Aşutka üstü

Gerçeğin serili duruyor postu

Muhammed’in canı, Ali’nin dostu

Hıdır Abdal gibi er var Ocak’ta

(Davut Sulari)

20. yy. ozanının söylediği sözler, 13. yy’ın bu Horasan Erenini günümüze getiriyor. Yedi yüz yıllık Anadolu toprağı yeniden bereketleniyor, doğa fışkırıyor, çağıl çağıl sular akıyor adeta. Hıdır Abdal’dan günümüz insanına köprü kuruyor Davut Sulari.

Her Horasan Ereni gibi Hıdır Abdal Sultan’ın da doğum yeri ve doğum tarihleri kesin olarak bilinmemektedir. Elde bulunan onaylı şecereler onun, 13. yy.ın ikinci yarısında yaşadığını kanıtlıyor. Hıdır Abdal kimliğinin en belirgin kanıtlarından birisi Arapkir yakınlarında ki Erzincan, Kemaliye Ocak Köyü’nde bulunan türbesinin kalıntılarında bulunan şu yazı, Sultan’ın hem soyunu hem de yaşam kütüğünü vererek günümüze bir ışık tutmaktadır. “Lailahe İllallah Muhem Resulullah, Sülalei Pak Karaca Ahmet Evlatlarından es Seyit Hıdır  Abdal”

Anıt taşındaki yazıdan da anlaşılacağı üzere Hıdır Abdal İmam Hüseyin soyundan bir Seyit olduğu belirtiliyor. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ocağına verilen Seyitlik belgeleri günümüze kadar gelerek korunabilmiştir. Hıdır Abdal tekkesinin kurulu olduğu alan ilginç bir tepenin yüzündedir.Ön yüzü alabildiğine geniş alanlarla kaplı, bir yüzünde Bingöl, bir yüzünde Tunceli, Elazığ, Malatya vardır. Önünde kocaman Keban’ı oluşturan büyük sular akmaktadır. Bu yüksekçe dağ alanına kurulmuş olan Hıdır Abdal tekkesi neden buraya kurulmuş, neden bu verimsiz dağ tepesinde kocaman üniversite (tekke) barınmaktadır?

O yüzyılın savaş koşulları, kaptı kaçtı eşkıyalık, vurdu kırdı barbarlıktan korunmak amacıyla yapıldığı sanılıyor. Yoksa durup dururken hayvanların bile tırmanmakta güçlük çektikleri bu dağda kocaman bir eğitim alanının kurulması nasıl olmaktadır?

Hıdır Abdal Sultan tekkesinin verdiği hizmetler konusu elde bulunan mevcut fermanlar ve vakıf yazılarından anlaşılmaktadır. Doğu batı arasında bir köprü görevi gören Hıdır Abdal Sultan tekkesi, doğudan gelen konukları tekkede ağırlar, onların her türlü gereksinimleri karşılardı. Hıdır Abdal Sultan tekkesinin en büyük özelliği; burası bir şifahine olarak bilinmesidir. Her türlü hastalığın tedavisi için ocağa başvurulmaktadır. Babası olarak bilinen Karaca Ahmet gibi Hıdır Abdal Sultan da doktorluk görevi yapmaktadır. Hem tekkesin rektörü, doktoru, öğretmem hem de dedesi piri durumundadır. Büyük  ruh hekimi olarak bilinen Karaca Ahmet ve oğullarının kurdukları tekkeler ve zaviyeler zamanın birer hasta hanesi ve sağlık merkezi gibi çalışmaktadır. Daha çok ruhsal hastalıkların iyileştirilmesinde bu ocağa başvurulur.

Bunun dışında Ocak Köyü’nde bulunan Hıdır Abdal Sultan tekkesi doğudan gelen güçlerin uğrak merkezi durumundadır. Göçlerle Anadolu’ya gelen kimseler buradan bilgilenerek gidebilecekleri, yerleşebilecekleri yerler_konusunda da bu tekkenin önemli görevleri bulunmaktadır. Dergahta bulunan bilginler (dervişler) Anadolu ve diğer tekkelerle ilişkileri sıcaktır. Sürekli iletişim halinde bulunulmaktadır. Dergahlarda konular tek bir merkezde alınan kararlar çerçevesinde yürütülmektedir. Her dergahtan birer temsilci merkezi dergahta bulunmaktadır. Alınan kararlar bölge tekkelerinin görüşleri göz önüne alınarak yürütülmektedir. 0 nedenle Doğunun uç noktasında bulunan Hıdır Abdal Sultan Tekkesi de bu doğrultuda çok önemli bir konuma sahiptir.

Hıdır Abdal Dergahı’nın kurucusu Hıdır ve Gani Abdal kardeşler Karaca Ahmet’in oğulları olarak bilinmektedir. Hıdır Abda1 şeceresinde de bu konu açık şekilde belirtilmektedir. Büyük bir ruh doktoru olan Karaca Ahmet ve oğlu Hıdır Abdal çağının en önemli hekimleri olma özelliklerinden dolayı da günümüzde de  isimleri inatla unutulmaz

Hıdır Abdal Sultan ‘ın seyitlik şeceresini günümüzde Türkçe’ye çevirttiren Ocak Köylü aydın yazarların üstün çabalarıyla gün yüzüne çıkmıştır. Yüzyıllardır bozulmadan korunan, günümüze getirilen soy şeceresi uzunca bir metindir. Bu metnin bu günkü Türkçe’ye aktarılmasında başta Ocak Köylü yazar Mehmet Şimşek Mehmet Yaman ile Abbas Erturan’ın büyük emekleri olmuştur.

Soy şeceresinin birinci bölümünde Hıdır Abdal’ın Seyitliği ve dönemde Seyitlerin başlarına yeşil sarık sarılması geleneğinden olarak Hıdır Abdal’ın başında yeşil sarık sarılmasına kadar şecerede yer verilmektedir. “Soyunun intihabı sabit olup hüsnü surette gösterilen afallühü anha olan eşrefi memalüki mahrusei Osmaniye’nin nakibi Şeyh Mehmed b.Seyid Muhmud el Hüseyin  yine ikinci şu sözler yer almakta “... Mehmed b Seyyid Mansur b.Seyi Seyid Yusuf Kamber Abdal es Seyyid Ahmet b. Otman, b. Seyyit unsur b.amme ebiyh es Seyyid Ali b.Seyyid Cafer b.es Seyyid Balı Pehlul b.es Seyyid Habib b.es Seyyid Hıdır Abdal b.es Seyyit Karaca Ahmed.”[1]

Hıdır Abdal Sultan ‘ın ölüm ve doğum tarihleri konusunda kaynaklar bulunmamakla birlikte, onun Hacı Bektaş Veli  döneminde yaşadığı ve tekkesini kurduğu bilinmektedir. Bu tarih ise Selçukluların son dönemlerine rastlamaktadır. Babası olduğu bilinen Karaca Ahmet ile birlikte Alaaddin Keykubat dönemlerinde Anadolu’ya geldiği sanılmaktadır.

Anadolu’nun Türleşmesinde Alevi felsefesinin yerleşmesinde geliştirilmesinde, buna bağlı olarak örgütsel okullar zincirini kurulmasında Hıdır Abdal Sultan’ın da büyük umarları olduğu gerçekleri satır aralarında vermilmektedir. Onunla ilgili anlatılan bir menkıbe şöyledir.

“Hacı Bektaş Veli, halifelerine görevlerini bildirip, nasiplerini dağıtır. Oniki hizmeti de dağıtır. Pirden nasip almak yeni bir hayatın. başlangıcı, yeni bir seferin ilk adımıdır. Görev dağıtımı sırasında da  pir huzurunda bulunmayan Hıdır Abdal Sultan, Hz. pire vardığında kendisine verilecek bir görev kalmadığını öğrenince mahzunlaşır. Hacı Bektaş kendisine “Ne hüzünleşirsin ya Hıdır Abdal” der. Hıdır Abdal ise “ görürüm ki bana verilecek bir görev kalmamış, ona üzülürüm” diye  yanıt verir. Hz. Pir, Hıdır Abdal’ın gönlünü şu sözlerle ferahlatır. “Gam yeme ya Hıdır Abdal, sen bütün ocakların başısın... Benden düşen sana gele. Ancak, senden eli kapanın da Pir dergahında derman olmaya.”[2]

Bütün hukuk mahkemelerde bir üst mahkemenin olduğu gibi konuların da cemlerde yürüttüğü hukuk, düzeninde bir üst kurul da Abdal Sultan’a verilmiş olan Düşkünler Ocağı’dır. Bugünkü Yargıtay gibi.

Nejat Birdoğan Hıdır Abdal Sultan Ocağı ‘nın işleviyle ilgili şu bilgileri vermektedir. “Hıdır Abdal Ocağı, bilinmeyen çok eskiden beri Düşkün Ocağı ‘dır. Tanımlamak gerekirse Mürşit karşında kalan ocakların verdiği düşkünlük cezalarının başvurulmasında gözden geçirildiği ocaktır. Bu çok büyük bir seçkinliktir”[3]


[1] ŞİMŞEK, Mehmet, Hıdır Abdal Sultan Ocağı s.27-28
[2] Age, s.66
[3] BİRDOĞAN, Nejat ; Anadolu ve Balkanlarda Alevi Yerleşimi s.207
YORUMLAR (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleleri
Balkanlarda Bektaşilik

Gülağ ÖZ 10 Nisan 2017 01:01

Balkanlarda Bektaşilik

Balkan coğrafyası Osmanlı açısından nasıl önemliyse bugüne baktığımızda Alevi Bektaşilik açısından önemi ve etkisi görülmektedir.

SEYYİT BATTAL GAZİ

Gülağ ÖZ 22 Mart 2017 00:00

SEYYİT BATTAL GAZİ

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Gülağ ÖZ 07 Ocak 2017 01:01

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Asırlardır dünyamızı aydınlatan,insanımızın usundan çıkmayan Ahmet Yesevi; bugün Anadolu Türkünün içinde yaşayan bir bilge kişidir.

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

Gülağ ÖZ 05 Ocak 2017 00:00

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

DÜŞKÜNLÜK

Gülağ ÖZ 28 Mart 2012 00:00

DÜŞKÜNLÜK

ALEVİ AYDINI OLMAK

Ali YILDIRIM 29 Şubat 2012 00:00

ALEVİ AYDINI OLMAK

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK  ZİYARET  YERLERİ VE OCAKLAR

Gülağ ÖZ 25 Şubat 2012 00:00

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK ZİYARET YERLERİ VE OCAKLAR

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Düğün değil bayram değil...

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Düğün değil bayram değil...

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri