Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı
Hüseyin Gazi binse gelse atına İnan olmaz çarkı felek zatına
Hz. Ali Hacı Bektaş-ı Veli Atatürk
Kolu Açık Hacim Sultan

Bu içerik 10 Aralık 2011 00:00 tarihinde eklendi ve 5.684 kez gösterildi

Makaleler Anasayfa | Gülağ ÖZ | Ali YILDIRIM |

KOLU AÇIK HACIM SULTAN

Asıl adıyla Recep olarak bilinir. Hacı Bektaş Veli’nin akrabası ol­duğu sanılmaktadır. Hatta bazı kaynaklar amcasının oğlu notunu düş­mektedir. Bilinen asıl gerçek ise, Hacı Bektaş Veli ile birlikte Anado­lu’ya gelmesi, Anadolu velilerinden birisi olmasıdır. Hacı Bektaş Veli tekkesinin önemli bir dervişi olup, bu tekkedeki geliştirilmiş Anadolu Alevi tasavvufunu Anadolu toprağına serpmesinde emeği olanlardan bir tanesidir. Seyyitliği 12 İmamlardan Aliyyül Naki’nin soyuna da­yandırılır.

Bu pir Hacı Bektaş’ın ölümüne kadar Suluca Karahöyük’te kaldığı ve pirin en yakın arkadaşlarından ve yardımcılarından birisi olduğu ve Hacı Bektaş Veli’nin ölümü ardından, kendisi de Anadolu Erenleri kervanına katılarak Uşak İli’nin Susuz mevkisini yerleşim alanı olarak seçtiği ve burasına tekke açtığı biliniyor.

Hacım Sultan’ın Hacı Bektaş’la birlikte her yıl belirli aylarda en büyük tekkelerden olan Battal Gazi’ye geçer, ayinler yaptıkları, her yıl ülkenin çeşitli bölgelerinden buraya insanların geldiklerini öğreniyo­ruz. “Hacim Sultan ‘in her yıl Kurban Bayramında Susuz‘daki zaviye­sinden kalkarak öteki Kalenderi zümreleriyle büyük ayine katılmak üzere Seyyit Battal Gazi zaviyesine gittiği kaydedilir.”[1]

Adına yazılmış Velayetnamesi zaman zaman Hacı Bektaş Velayet­namesi ile karıştırılmaktadır. Bununla birlikte anlatılan olaylar çoğu kez aynı konuları içermektedir. Hacim Sultan Velayetnamesi adlı yaz­ma nüshaları bulunmuştur.

Hacı Bektaş cemlerinde talibe öğretilen makamlar içerisinde mey­dan taşı Kolu Açık Hacı Sultan’a orantılı olarak söylenir. Hacı Bek­taş’ca kendısine verilmiş olan tahta kılıç ile terbiye edici olarak görev­li olduğu konusu bilinir. Kolu Açık Hacım Sultan’ın meydan taşı Bek­taşilerce terbiye edici, korkutucu ve belirleyici olarak kabul edilirken, bu makama sonsuz saygı gösterilmektedir.

Adıyla ilgili bir de menkıbe anlatılır. Bu menkıbeye göre bir gün Hacı Bektaş Veli Sultan kendisine batın kılcını sunar ve bu meydanı­mızın celladını sana sunduk. Bizim buyruğumuz olmadan bu kılıcı kul­lanmayasın, der. Bu kılıç tahtadan yapılmıştır. Hacim Sultan elindeki kılıcın kesip kesmediğini denemek ister. Önünden geçen sakanın katı­rı üzerinde elindeki tahta kılıcın kesip kesmediğini denerken, katıra ha­fiften dokunduğu tahta kılıç, sakanın katırını ortadan ikiye böler. Olay kısa sürede Hacı Bektaş Sultan hazretlerine iletilir. Hacı Bektaş beddua eder ki, kolun tutulsun Hacim Sultan, der. Kolu tutulan Hacim Sultan rahatsızlık duyar. Koluyla iş yapamaz duruma gelmiştir. Yaptığı hatayı anlayan Hacim Sultan’ın pişmanlıkları para etmez, iş işten geçmiş­tir. Ancak orada bulunan arkadaşlarından Sarı İsmail, Resul Baba, Sey­yid Cemal, Yahya Paşa: araya girerek pirden Hacim Sultan adına özür dilerler, olayın istemeyerek yapılmış bir hata olduğunu ve kolunun bu durumdan kurtulmasını isterler. Hacı Bektaş arabulucuların istekleri karşısında “kolun açık olsun” demesiyle Hacim Sultan’ın kolu yeni­den eski haline döner. Ama o günden sonra Hacim Sultan’ın adı Kolu Açık Hacim Sultan olarak kalır.

Hacim Sultan Pir’le ilgili birçok rivayet anlatılır. Anlatılan bu riva­yetler diğerleri için anlatılanlardan pek de farklı değildir.

Hacim Sultan Vilayetnamesi yazarının kesin olarak belli olma­masına karşın bazı kaynaklarda Derviş Burhan adında birisinin yazdı­ğı kaydedilir.

Yine bu vilayetnamede Hacim Sultan’ın Hacı Bektaş’la birlikte Anadolu’ya gelişi, Batı Anadolu’da Germiyan İli’ne yerleşmesi ve ora­daki yaşamı konu edilmektedir. Ancak Hacı Bektaş Veli, halifelerden adına vilayetname yazılmış tek halifedir. Bu da Hacim Sultan’ın Ana­dolu’daki önemini vurgulaması bakımından önem taşımaktadır.

Hacım Sultan’ın değişik yörelerde makamları bulunmaktadır. Bu makamlar arasında yurt dışında bulunanları bile vardır. Bunlardan bi­risini Hasluck Yugoslavya ile Bulgaristan sınır bölgesinde olduğunu söyler.

Hacim Sultan’ın Uşak İli’ne 3 km. uzaklıkta bulunan türbesi onun

gerçek makamı ve burada kurmuş olduğu tekke vakfının olduğu yine çeşitli vakıf kayıtlarında rastlanmaktadır. Uşak bölgesinde yetiştirdiği öğrencileri ve bu tekkenin bilim adamları Ege bölgesine Alevi-Bekta­şi tohumlarını atarak, bu tohumların Anadolu topraklarında yüzyıllar­ca hem yurt savunmasında hem de zalim yöneticilere karşı amansız mücadele vererek topraklarında yaşayan Türkmenlerin haklarını koru­muştur. Bedrettin’in Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal müritlerinin bu tekkenin bağlantılı yoldaşları olduğu bir gerçektir.

HACI BEKTAŞ VELAYETNAMESİ’NDE KOLU AÇIK HACİM SULTAN

Bu da ulu halifelerdendi. Hünkar, batın kılıcını ona vermiş, erenler meydanında cellatlığı sana verdik, fakat haksız iş yapma, sana ziyanı­mız dokunur demişti.

Hacim Sultan, batın kılıcını aldıktan sonra yürüdü. Ta o sırada meydan sakası, merkebiyle mutfağa su getiriyordu. Hacim, bakayım dedi, erenlerin verdiği kılıcı şu merkepte bir sınayayım. Kılıcını sıyır­dığı gibi merkebe bir vurdu, belinden ikiye böldü. Hünkar, bunu du­yunca kolları tutulsun dedi, Hacim, çolak oldu. Halifelere baş vurdu, yalvardı, amanın dedi,yalvarın, Hünkar’dan beni dileyin, lütfetsin, ba­ğışlasın beni. Halifeler, ayağa kalkıp Hünkar’a niyaz ettiler, Erenler şahı dediler. Hacım’ın eksikliğini bağışlayın, gene kolları açılsın. Hün­kar, dileklerini kabul etti, kolu açık olsun dedi. Hemen Hacim Sul­tan’ın kolları açıldı. Fakat verdiği nasibi geri almadı, o hizmet, gene onda kaldı.

KOLU AÇIK HACİM SULTAN VELAYETNAMESİ’NDEN

Haza Hikiyeti Kara Baba Horasanı*

Pes Sultan Hacı Bektaş ve Hacim Sultan Kaddesallahu sırratül aziz Hazretleri diyarı Horasan’dan alem, seccade, çırağ ve sofra alıp Rum’a gelince ol diyarlarda kıtlık  oldu. Dervişler Halifeler cem olup ettiler:

“Alem, seccade ve çırağ ve sofra getirip Hacim Sultan’a verdik, aiıp Rum ‘ü gitti. Bir andan keskin er olsa varıp  varıp sofra alıp gelse yine Horasan iklimi rızka mala ganimet olurdu” dediler.

Bir halifeleri var idi. İsmine Kara Baba derler idi. Kati Alim fazıl evliya idi. Yerinden durup ayak üzerine geldi. “Dua ve himmet  eylen. Varıp Rum ‘don sofrayı Hacim Sultan ‘dan alıp geleyim” dedi.

İklim halifeleri dua ettiler. Yanına kırk derviş yoldaş koştular. “Gafil olma Hacim Sultan cellad kişidir. Gurur ile yarma sakın” de­yip gönderdiler.

Andan Kara Baba kırk derviş ile Rum’a revane oldu gitti. Yövmen fi yövmen Rum’a geldi. Sonra sonra gelip şeyhli anasına geldi. Bir ki­şiye sordu; “Bizi konuk eden olsa” dediler.

Ol kişi etti:

“Bunda bir evliya vardır. Bekce Sultan derler. Keskin evliyadır. Asitanesi vardır dervişleri çoktur. Varın onda konun” dedi.

Andan bunlar revane olup gelip gördüler kim Bekce Sultan derviş­leriyle Burçak yollar. Kara Baba ileri yürüyüp selam verdi. Merhaba eylediler. Horasan iklimlerinin erenlerinin selamını iletti. Bir miktar kelam ettiler. Andan Kara Baba etti Bekce Sultana:

“Baba niçin bunu emek çekip bu issida yolarsınız. Gelin bir yere harman olun, desene” dedi.

Bekce Sultan etdi:

“Biz ona kadir değiliz, baba” dedi.

Andan Kara Baba dua eyledi, el yüze sürdü. Parmağıyla işaret ey­ledi. Cemi burçak bir yere harman oldu.

Andan Bekce Sultan etti:

“Eylekim bizim de bir  hizmetimiz kabul olup divanı Hak’da derdi­mize derman ola, dedik. Öyle olunca burçaklara yine yerinize yarın” dedi.

Harman hareket edip bir bir yine yerlerine vardılar. Birbirinin vela­yetlerini görüp merhaba ettiler. Andan Bekce Şultan bunlan Asitaneye götürdü. Üç gün durdular. Andan Kara Baba etti:

“Bu diyarda Hacim Sultan diye bir er var mıdır?” dedi. Bekce Sul­tan etti:

 “Hacim Sultan buraya yakındır. Amma seni sınırından içeri koy­maz” dedi.

Andan Kara Baba etti. İcazet alıp Bekce Sultan bir menzil gönder­di. “Bu yol doğru yoldur” dedi. Revane oldular. Hacim Sultan Hazret­lerine bir kuşluk yol kaldılar. Bir büyük kaba ağaç var idi. Dikine gel­diler.

Nitekim Hacim Sultan Hazretlerine malum oldu. Halvet haneden çıkıp dervişlere etti:

“Kuduz geliyor, oğulları sınırdan içeri girmesin” dedi.

Pes Sultan Hacim Hazretleri bir tepe var idi. Onun üzerine çıktı oturdu. “Kuduz sınırdan içeri girmesin” dedi. Andan Kara Baba~bir ok attı. Gelip Sultan Hazretlerinin nazarına dikildi. Gördüler bir yeşil ye­lekli ok. Sultan Hacim Hazret dervişlere etti:

“0! kişi bunda benlikle, gururla geldi. Terkeşden ok çıkarmayalım. Kuduzu kendi okuyla helak etmek gerekdir” dedi.

Oku eline alıp pertev etti. Ok varıp Kara Babamın göğsüne doku­nup canın teslim eyledi.

Sultan Hazret dervişlere “yarın bakayı Hakkına kon” dedi. Andan dervişler vardılar gördüler kim Kara Baba teslim olmuş. Kırk derviş ba­şında dururlar. Andan dervişler cem olup yuyup namazın defnedip Kuran telavet edip Bakanın dervişlerin alıp geldiler. Sultanın hizmetinde oldular.

Andan Sultan Hazretleri Halifeye etti:

Varın benim Horasan’dan getirdiğim sofrayı iletin. Haşı meuma kaba ağaca asın. Bizi isteyen dervişler dostlar gönlüme dilerse içinde bulsun ve yesin Allahu Taala celil celale Hazretlerine şükreylesin,” dedi ve “dahi Allahu Taala emriyle Darül fermadan darul Baka ‘ya rahlet ettikden sonra kırk yı1 leylime nehar kayyumluk etsin” dedi.

Pes ol sofra kırk yıl Sultan Hazretinden sonra kayyum makamlık eyledi. Her kişi gönlünden her ne niyet etse ağaçdan indirip bulup ye­yip yine asar oldu.

Pes imdi Sultan Hacim Rahmetullahı Aleyb Hazretlerinin velayet namesin akıllar akla getirebilmeye ve diller şerh edemeye.

Pes imdi Sultan Hacim Rahmetullahı ruba hazretlerinin velayet name­sinin tercüme eyleyen Derviş Burhan Kaddesallahu sırrıl aziz sai takat kadar kitap ederdi. Bizden sonra gelen muhiplere gerek ola deyi. Pes imdi Sultan Hacim Hazretlerinden sonra Halife oldu. Ehalıka­yo pendi nasihat ederdi. Her birine tazim ederdi.

Bakı Kelim mutaneldir. Velayet namında malumdur.

Rabbitümmetil lul hayır.

Tummetül kitap Bismüllah

Melekül alem. Muayea akdul zayıf

El Muhtaç ala Rahmetullahı Tanla

Aleyh kitabül bakır el takrir.

Derviş Ali ilmi Hacı Mustafa uşşaki

Gafarullahı cliyha

Ve Alehi cümle enibya ve evliya aşkına

Hezal menakıbu Hacim Sultan

Kadesallahu simi aziz.

Sene 1200 temamında şehri cemazil evvelinin on beşinci perşembe günü.


[1]  OCAK, A.Yaşar ; Marjinal Sufilik, Kalenderiler s.175

YORUMLAR (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleleri
Balkanlarda Bektaşilik

Gülağ ÖZ 10 Nisan 2017 01:01

Balkanlarda Bektaşilik

Balkan coğrafyası Osmanlı açısından nasıl önemliyse bugüne baktığımızda Alevi Bektaşilik açısından önemi ve etkisi görülmektedir.

SEYYİT BATTAL GAZİ

Gülağ ÖZ 22 Mart 2017 00:00

SEYYİT BATTAL GAZİ

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Gülağ ÖZ 07 Ocak 2017 01:01

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Asırlardır dünyamızı aydınlatan,insanımızın usundan çıkmayan Ahmet Yesevi; bugün Anadolu Türkünün içinde yaşayan bir bilge kişidir.

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

Gülağ ÖZ 05 Ocak 2017 00:00

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

DÜŞKÜNLÜK

Gülağ ÖZ 28 Mart 2012 00:00

DÜŞKÜNLÜK

ALEVİ AYDINI OLMAK

Ali YILDIRIM 29 Şubat 2012 00:00

ALEVİ AYDINI OLMAK

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK  ZİYARET  YERLERİ VE OCAKLAR

Gülağ ÖZ 25 Şubat 2012 00:00

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK ZİYARET YERLERİ VE OCAKLAR

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Düğün değil bayram değil...

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Düğün değil bayram değil...

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri