Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı
Hüseyin Gazi binse gelse atına İnan olmaz çarkı felek zatına
Hz. Ali Hacı Bektaş-ı Veli Atatürk
Yaşayan Pir Sultan Abdal

Bu içerik 10 Aralık 2011 00:00 tarihinde eklendi ve 6.936 kez gösterildi

Makaleler Anasayfa | Gülağ ÖZ | Ali YILDIRIM |

YAŞAYAN PİR SULTAN ABDAL - Ali YILDIRIM

Pir Sultan AbdalO bir başkaldırı ozanıdır. Tarihte Pir sultan Abdal gibi halka malolmuş, onunla bütünleşmiş çok az insan vardır. İdam edilmesinin üzerinden 400 yıl geçmiş olmasına rağmen halkın belleğinde, halkın dilinde tüm canlılığı ile yaşamaktadır.

Varlığını, etkisini gün geçtikçe arttırarak, büyüterek sürdürmektedir. Yazıda, kağıtta değil, halkın gönlünde, yüreğinde süren bir yaşamdır O’nunkisi… Osmanlıya iyiden, doğrudan yana kafa tutarak isyan direnişleri söyleyen Pir’i unutturmaya hattı hümayunların, fermanların gücü yetmemiştir.

Pir Sultan Abdal çoğalarak yaşamaktadır.

Pir Sultan Abdal araştırmacıları “ bir Pir Sultan Abdal Geleneği” konusunda birleşirler. Pir Sultan halkın birikimi, belleği, ortak ruhudur. O’nun adına söylenen deyişler bir kolektif söylemin üründür. Pir söyler, başka ozanlar söyler, halk söyler ve O’nun deyişleri, O’na atfedilen deyişler dilden dile çoğalır, dilden dile dolaşır.

Pir Sultan Abdal Geleneğinde, Pir Sultan Abdallar, halkın türlü türlü ozanları O’nun kimliğine, kişiliğine bürünür, Pir Sultan Abdal adında erirler. Halk şiirinin yaratılma, üretilme serüveni böyle gelişir. Adı sanı bilinmedik nice halk ozanı yaşadığı çevrenin, ortamın hatta tarihin özelliklerini de katarak ana kaynağı durmadan çoğaltır. Ana kaynağın bünyesine, kan grubuna uygun düşenler kalırken, bünyeye aykırı olanlar kaybolup gider. Ozan Ankara’da söylüyorsa Ankara’nın dağları, bitkileri, erenleri girer deyişe, Balkanlar söylüyorsa Balkanın. Bünye kabul ediyorsa bu deyişler ana kaynağa eklenir.

Söylencelerde Pirin Yaşamı

Söylenceler, menkıbeler, destanlar bir bakıma halkın yazdığı tarihtir. Bu tarihte kalem, kağıt kullanılmaz. Dilden dile, gönülden gönüle, meclisten meclise evrilir, süzülür, pişer, olgunlaşır ve ölümsüzleşir.

Pir Sultan Abdal’ın asıl adı Haydar’dır. Sivas ili, Hafik ilçesi, Çırçır nahiyesinin Banaz Köyünde doğmuştur. Soyu Yemen’e, Hazreti Ali’nin torunlarından İmam Zeynel Abidin’e kadar uzanır.

Haydar yedi yaşına geldiğinde, babası evin koyunlarını önüne katarak köyün diğer çocukları gibi otlatmasını ister O’ndan. Haydar, Yıldız Dağı eteklerinde koyunları otlatmaya başlar. Bir gün koşturup iyice yorulunca başını bir taşa koyar koymaz uyuyakalır.

Düşünde bir ışık parıldar. Bir ses duyar. Karşısında aksakallı bir ihtiyar belirir. Bir elinde dolu, diğerinde bir al elma tutuyordu. İhtiyar ilkin doluyu uzattı Haydar’a. Doluyu içti Haydar ve tüm bedeni alev tüm yanmaya başlar. Ardından al elmayı uzatır ihtiyar. “Al oğlum” dedi. Haydar, ihtiyarın elindeki al elmaya uzandığında bir parlaklık gözlerini kamaştırdı. Bir yeşil ben vardı avucunun içinde, göz alıyordu parlaklığı. Haydar2ın kafasında anında bir şimşek çaktı. Evet karşısındaki ak sakallı ihtiyar Hünkar Hacı Bektaş Veli idi. Hemen eline sarılıp öptü. Hünkar O’na “ bundan böyle senin adın Pir Sultan olsun, ünün dört bir yana yayılsın. Sazının üstüne saz, sözünün üstüne söz gelmesin. Al ü evladın hakkını almada yardımcın hak olsun” dedi ve gözden yitip gitti.

Köylüler O’nu aramalar sonucunda taş üstünde uyur buldular. Erişkinler Haydar’ın hak dolusu içtiğini anladılar. Gönül gözü, can gözü açılan Haydar eline aldığı sazı çalmaya, söylemeğe başladı.

“Pir elinden dolu içtim

Doğdum elinize düştüm

Ak cenneti gördüm

Hünkar Hacı Bektaş Veli.”

Bir diğer söylence Pir Sultan’ın idamından sonra söylenegelendir. Pir Sultan’ın onurlu, mücadele dolu yaşamı fiziksel olarak darağacında son bulacaktır. Ferman çıkmıştır gayrı. İdama giderken ölümden zerre kadar korkmadığı, çekinmediği anlaşılmaktadır. Dostlara, yoldaşlara, evdekilere, müsahibi Ali Baba’ya selamlar iletmektedir. Üzülmemelerini, al’ı çıkarıp karaları bağlamamalarını, ele güne karşı ağlamamalarını tembih etmektedir.

“Bize de Banaz’da Pir Sultan derler

Bizi de kem kişi bellemesinler

Paşa hademine tenbih eylesin

Kolum çekip elim bağlamasınlar… “

Pir Sultan Abdal asılır !

Ne var ki, daha asıldığı günün sabahında Pir Sultanlar yaşamaya başlar. Pir’in isteği üzerine Ali Baba, O’nu darağacında bekletmez. Cesedini atının sırtına koyup Deliktaş’a doğru salar. Hızır Paşa kaygıya kapılıp ardından aseslerini gönderir. Gördükleri karşısında donup kalırlar asesler. Çünkü atın sırtında yatan da, atı önden çeken de Pir Sultan Abdal’dır.

Pir Sultan abdal’ın asıldığı günün sabahı kahvede toplanan halktan değişik kişiler, Pir Sultan’ı değişik yerlerde, dört ayrı yönde gördüklerini anlatırlar. Pir Sultan Abdal, Sivas’tan dört ayrı yöne açılan yollarından çıkıp gidiyor. (1)

(1) Seyfebeli Kapısı kuzeye, Kardeşler Gediği doğuya, Şahra Gediği güneye ve Tavra Boğazı ise batıya açılanyollardır ve köylülerin her biri aynı anda bu farklı yerlerde Pir Sultan’ı gördüğünü iddia ederler.

Darağacına bakanlar gözlerine inanamazlar. Çünkü Pir’in bedeni darağacında yoktur. Sallanıp duran Pir’in hırkasıdır.(2) Pir Sultan Abdal hırkasını darağacında bırakır ve inip yola çıkar.

(2) Benzer bir çoğalma motifi de Nesimi için anlatılır. “ Enel Hak” diyerek şeriata aykırı davrandığı iddiası ile Halep’te derisi yüzülerek darağacına çekilen Nesimi “yerdeki derisini alıp bir post gibi sırtına vurarak Halep2in oniki kapısından aynı anda çıkıp gider. Oniki kapı nöbetçi de kendisinin Nesimi’yi gördüğünü söyler. (Cevdet Kudret, Pir Sultan Abdal, İstanbul 1965)

Anadolu’da İç Savaş ve Pir Sultan Abdal’ın Rolü

Pir Sultan Abdal’ın deyişlerinden, O’nun Anadolu’da bir ayaklanma ve isyan hareketi içersinde olduğu anlaşılmaktadır. Zülme, baskıya, yoksulluğa karşı deyişleri bir başkaldırı çağrısı, bir manifestodur.

“Gelin canlar bir olalım

Hünkire kılıç çalalım

Hüseyn’in kanın alalım

Tevekkeltü taallah.. “

Tarihte düzmece Şah İsmail olarak adlandırılan hareketin Anadolu’da önemli ölçüde taraftar bulması Osmanlı yönetimini telaşa düşürür. III. Murat, Malatya beyine gönderdiği fmanda “zikrolunan cemaatlerin içlerinden rafız (Kızılbaş) ve ilhad (dönek / dinsiz ) ile maruf şakiyi mezbura sadak ve nezir gönderenlerin her kimler ise teması malumun olduktan sonra ele getürüb dahi ahvallerin toprak kadılar ile hak üzre teftiş edüb göresiz rafız ve ilhadları ve nezir gönderdikleri şer’le sabit olursa sicil etdirdükten sonra siyaset ( idam) etdirüb, yazub bildiresin” der. ( Ahmet Refik, Onaltıncı Asırda Osmanlı Devletinde Raafizilik ve Bektaşilik, İstanbul 1932 )

III.Murat, harekete sözle bağlılık bildirenlerin katledilmesini ferman buyurduğu gibi harekete katılsın katılmasın Kızılbaşların öldürülmesini emretmektedir.

“Muhammed Mehdi’nin hak sancağını

Çekelim bakalım nic’olsa olsun

Teber çekip münkirlerin kanını

Dökelim bakalım nic’olsa olsun… “

Pir Sultan abdal baskıya, yoksulluğa, zülme karşı halkın dili, sözü olmuştur. Tüm yaşamı boyunca insanın insanca yaşayacağı bir dünya için deyişler söylemiştir. ir Sultan abdal, Anadolu isyan geleneğinin çok değerli bir halkasıdır. Bu halka Baba İlyaslardan, Bedreddinlerden, Şahkululardan, Pir Sultan Abdal’a uzanır. Anadolu yoksul köylüsünün Osmanlı resmi ideolojisine karşı bir kurtuluş ideolojisi olan Alevilik, Pir Sultan abdal’ın doğal kimliğidir.

Pir Sultan Abdal’ın varlığı, sözleri, deyişleri Osmanlı feodalitesi için hep bir tehlike olmuştur. Somut olarak 1578 yıllarında gerçekleşen Şah ayaklanmasına katılma hazırlıkları içersinde bulunması katline gerekçe yapılmış olabilir. Deyişleri Anadolu’nun dörtbir yanında dillerden düşmeyen Pir, Sivas sancağında ayaklanmanın sözcülüğünü üstlenmiş olabilir.

1590 yılı başında Hızır paşa tarafından ele geçirilen Pir Sultan Abdal, ödün vermez tavrı, inançlarını gözüpekçe savunması dolayısıyla padişahtan gelen ferman üzerine 1590 yılı baharında asılmıştır.

Pir Sultan abdal halkın yüreğine, gönlüne kazınmış, bugün bile deyişleriyle, onlara sözcülük eden, her gün çoğalan ve capcanlı yaşayan büyük bir ozandır….

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yayınları 4 Temmuz 1998

YORUMLAR (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleleri
Balkanlarda Bektaşilik

Gülağ ÖZ 10 Nisan 2017 01:01

Balkanlarda Bektaşilik

Balkan coğrafyası Osmanlı açısından nasıl önemliyse bugüne baktığımızda Alevi Bektaşilik açısından önemi ve etkisi görülmektedir.

SEYYİT BATTAL GAZİ

Gülağ ÖZ 22 Mart 2017 00:00

SEYYİT BATTAL GAZİ

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Gülağ ÖZ 07 Ocak 2017 01:01

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Asırlardır dünyamızı aydınlatan,insanımızın usundan çıkmayan Ahmet Yesevi; bugün Anadolu Türkünün içinde yaşayan bir bilge kişidir.

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

Gülağ ÖZ 05 Ocak 2017 00:00

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

DÜŞKÜNLÜK

Gülağ ÖZ 28 Mart 2012 00:00

DÜŞKÜNLÜK

ALEVİ AYDINI OLMAK

Ali YILDIRIM 29 Şubat 2012 00:00

ALEVİ AYDINI OLMAK

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK  ZİYARET  YERLERİ VE OCAKLAR

Gülağ ÖZ 25 Şubat 2012 00:00

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK ZİYARET YERLERİ VE OCAKLAR

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Düğün değil bayram değil...

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Düğün değil bayram değil...

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri