Hüseyin Gazi Derneği ve Vakfı
Hüseyin Gazi binse gelse atına İnan olmaz çarkı felek zatına
Hz. Ali Hacı Bektaş-ı Veli Atatürk
Pir Sultan Abdal'da Hümanist Düşünce ve İnsan Sevgisi

Bu içerik 01 Aralık 2011 00:00 tarihinde eklendi ve 5.972 kez gösterildi

Makaleler Anasayfa | Gülağ ÖZ | Ali YILDIRIM |

 

Gülağ ÖZ

 

Gözleyi gözleyi gözüm dört oldu

Ali’m ne yatarsın günlerin geldi

Korular kalmadı, kara yurt oldu

Ali’m ne yatarsın günlerin geldi

 

Bu dizeler Pir Sultan Abdal’ın akıllı, akılcı sade şiirlerinden bir parçadır.Bazılarının sandığı gibi ozan salt kavga şiirleri yazan bir kişi olmayıp şiirlerinin asıl özünün insan temeline dayandığı açıkça görülmektedir. Onun şairliğini iyi bilmek için şiirlerinin tümü okumak, değerlendirmeyi de ona göre yapması gereklidir. Ozanın, kavgacı şiirlerinde taviz vermeyen, eğilmeyen anlayış, sevgi şiirlerinde de yumuşak, duyarlı, insan özünü zedelemeyen bir tutumla sürdürülmektedir. Kavga şiirlerinin satır aralarında da dostluk ve insan sevgisi unutulmamış, şiirin bütünlüğüne zarar vermeden  dirilerek verilmiştir. 0 şiirlerin yazıldığı koşulla sosyal yapısını bilmeden, şiirlerin özünü anlam~ kolay değildir. 16. yy. Osmanlı toplumsal yapısı, saray ve halkın yapısının iyi bilinmesi, araş­tırılması, Pir Sultan Abdal’a önyargısız yak­laşmanın bir nedeni de olacaktır. Biz bu kısa ya­zıda, kavga şiirlerinin dışında insancıl ve doğa sevgisini veren şiirlerinden bazı örnekler vererek, Pir Sultan Abdal’ın değişik bir yönden tanıtılmasını da sağlamış olacağız. Yargı ozanın kendi sözlerindedir:

 

Arzuladım size geldim

Hünkar Hacı Bektaş Veli

Eşiğine yüzüm sürdüm

Hünkar Hacı Bektaş Veli

 

Ozan Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş Veli’nin hümanist eylemlerine şiirleriyle katılıyor, des­tekliyor. Türk dilinin Anadolu’da yayılması, yayg­ınlaşması, Türk kültür öğelerini, İslamın hoşgörü yönüyle de birleştirerek, halka sunan Hacı Bektaş Veli’nin bu yöndeki düşüncelerinin yaşama ge­çirilmesine de katkı sağlıyor Pir Sultan Abdal.

Bazan kavganın dışına çıkmak insanları mutlu görmek istiyor, bunu göremeyince de bütün kötülüklerden sıyrılmak, siyasi tek yönlü ideolojinin gürültüsünü görmek de istemiyor.

 

Hızır Paşa bizi berdar etmeden

Açılın kapılar şaha gidelim

Siyaset günleri gelip çatmadan

Açılın kapılar şaha gidelim.

 

Çevresine, dostlarına,ailesine öylesine bağlıdır ki, onların kendi arkasından üzülmelerine, ağ­lamalarına gönlü elvermemektedir.

 

Benden selam olsun ev külfetine

Çıkıp ele karşı ağlamasınlar

Paşa hademine tembih eylesin

Elim çözüp kolum bağlamasınlar.

 

Sevdiklerine, inandıklarına, sevgisini nasıl da yumuşak, incitmeden anlatmak istiyor:

 

Bu dünyada benim gönül verdiğim

Birisi Muhammed, birisi Ali

Adına şanına kurban olduğum

Birisi Muhammet, birisi Ali.

 

Serçenin bile kanadını incitilmesine, karıncanın ezilişine üzülen Ozan, bakın onlara nasıl ses­leniyor:

 

Eşini mi yitirdin hey güzel turna

Çık yıldız dağına bir mema eyle

Orda Pir Sultan var ziyaret eyle

0, seni geçirsin coşkun sellere.

 

Ozan kendisinin sevgi ve inançları karşısında rahat bırakılmasını ister:

 

Koyun beni hak aşkına yanayım

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan

 

dedikten sonra en yüce özün insanda olduğunu, her şeyin onda bulunabileceğini üstüne basarak anlatır:

Pir Sultan eydür şunda

Çok keramet var insanda.

 

insanla birlikte doğanın tüm güzelliklerini anar, çiçekleri kuşları birer yavrusuymuş gibi okşar:

 

Sordum sarı çiçeğe

Sende kardeşlik var mı

Ne sorarsın hey derviş

Ben erlerie kardeşim.

 

kötülüklerden sıyrılmak, siyasi tek yönlü ideolojinin gürültüsünü görmek de istemiyor.


Hızır Paşa bizi berdar etmeden
Açılın kapılar şaha gidelim
Siyaset günleri gelip çatmadan
Açılın kapılar şaha gidelim.


Çevresine, dostlarına,ailesine öylesine bağlıdır. ki, onların kendi arkasından üzülmelerine, ağlamalarına gönlü elvermemektedir.


Benden selam olsun ev külfetine
Çıkıp ele karşı ağlamasınlar
Paşa hademine tembih eylesin
Elim çözüp kolum bağlamasınlar.

Sevdiklerine, inandıklarına, sevgisini nasıl da yumuşak, incitmeden anlatmak istiyor:

 

bu dünyada benim gönül verdiğim ak

Birisi Muhammed, birisi Ali

Adına şanına kurban olduğum

Birisi Muhammet, birisi Ali.

 

Serçenin bile kanadını incitilmesine, karıncanın ezilişine üzülen Ozan, bakın onlara nasıl sesleniyor

Eşini mi yitirdin hey güzel turna

Çık yıldız dağına bir mema eyle

Orda Pir Sultan var ziyaret eyle

0, seni geçirsin coşkun sellere.

 

Ozan kendisinin sevgi ve inançları karşısında rahat bırakılmasını ister:

 

Koyun beni hak aşkına yanayım

Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan


dedikten sonra en yüce özün insanda olduğunu,      her şeyin onda bulunabileceğini üstüne basarak            anlatır:

 

Pir Sultan eydür şunda

Çok keramet var insanda.


insanla birlikte doğanın tüm güzelliklerini anar, çiçekleri kuşları birer yavrusuymuş gibi okşar:

Sordum sarı çiçeğe
Sende kardeşlik var mı

 

Doğanın yumuşaklığı, güzelliği, sevecenliği yanında, hayvanları unutmaz. Hele üretim yapıp insan yaşamının devamını sağlayan hayvanlaın karşı daha da yakındır:

 

Dağdan kütür kütür hezen indirır

İndirir de ateşlere yandırır

Her evin devliğin öküz döndürür

Rençberler hoşça görün öküzü.

 

Öküzün damını alçacık yapın

Yaş koman altını, kuraklık serpin

Koşumdan koşuma gözlerin öpün

Ireçberler hoşça görün öküzü.

 

Bahar aylarında doğanın coşup, çevreye gü­zellikler vermesi, ozanı da coşturur. Ozan, bu coş­kuya yüreğinin sesiyle katılır:

 

Yaz gelince sular köpük saçılır

Lale sümbül çiçekleri açılır.

 

Ozan da sonuçta bir insandır. Gönlü vardır, yü­reği yanar, bir sevgili, bir aşk onun da hakkıdır. Yeri gelir Yunus olur, yeri gelir Hacı Bektaş, Bed­rettin, yeri gelir Karacaoğlan, yeri gelir Nazım olur:

 

Yürü bire çiçek dağı

Sende suna boylum kaldı

Her kuşların dönüm çağı

Bülbülüm gülüşenim söndü.

 

 

ölüm ve sonrası da Pir Sultan Abdal’ın şi­irlerinin sevgi yönünü oluşturuyor. Dilinin sade ve akıcılığı bambaşka bir güzelliğidir ozanın:

 

Ağaçlarda yeşil yaprak

Bastığımız kara toprak

Yer altında kefen yırtmak

Başımızdan geçer bir gün.

 

Dünya her ne kadar gelip geçici bir konuk mer­kezi olsa da, yaşam her zaman güzeldir onda. Bu güzelliğin değerlendirilmesi gerekmektedir:

 

Gelin yiyelim içelim

Bu güzellik geçer birgün.

 

Anadolu’da dirlik ve düzenin bozulması, Türkmenler’in huzursuzluğu karşısında ozan yine bir­şeyler söylemeden yapamaz:

 

Bu yıl bu dağların karı enmez

Eser badi saba yel bozuk bozuk

Türkmen kalkıp yaylasına yürümez

Yıkılmış aşiret il bozuk bozuk

 

Pir Sulan Abdal’ın dilindeki sadelik, söyleyiş biçimi, onun ne kadar güçlü bir ozan, diline ne :adar özen gösteren bir dilci olduğunu ortaya koyuyor:

Geldim gider oldum illerinize

Dostlar bizi sel a ile gönderin

Doyamadım tatlı dillennize

Dostlar bizi sala ile gönderin.

YORUMLAR (0)
Ad Soyad * Güvenlik *
Diğer Makaleleri
Balkanlarda Bektaşilik

Gülağ ÖZ 10 Nisan 2017 01:01

Balkanlarda Bektaşilik

Balkan coğrafyası Osmanlı açısından nasıl önemliyse bugüne baktığımızda Alevi Bektaşilik açısından önemi ve etkisi görülmektedir.

SEYYİT BATTAL GAZİ

Gülağ ÖZ 22 Mart 2017 00:00

SEYYİT BATTAL GAZİ

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Gülağ ÖZ 07 Ocak 2017 01:01

Ahmet YESEVİ ve Türkistan

Asırlardır dünyamızı aydınlatan,insanımızın usundan çıkmayan Ahmet Yesevi; bugün Anadolu Türkünün içinde yaşayan bir bilge kişidir.

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

Gülağ ÖZ 05 Ocak 2017 00:00

Alevi Katliamlarında Bir Padişah (4.Murat)

DÜŞKÜNLÜK

Gülağ ÖZ 28 Mart 2012 00:00

DÜŞKÜNLÜK

ALEVİ AYDINI OLMAK

Ali YILDIRIM 29 Şubat 2012 00:00

ALEVİ AYDINI OLMAK

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK  ZİYARET  YERLERİ VE OCAKLAR

Gülağ ÖZ 25 Şubat 2012 00:00

SİVRİALAN KÖYÜNDE ALEVİLİK-BEKTAŞİLİK ZİYARET YERLERİ VE OCAKLAR

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Büyükelçinin vaazı ve Diyanet’in Dedeleri

Düğün değil bayram değil...

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Düğün değil bayram değil...

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri

Ali YILDIRIM 10 Aralık 2011 00:00

Alevilik nedir, Günümüz Aleviliğinin Evrensel Değerleri